AYVACIK

AYVACIK

Doğal güzellikleri, taş evleriyle ülkemizde ve dünyada ün yapmış küçük bir kent Ayvacık. On altıncı yüzyıl başlarında yerleşimin başladığı bu topraklarda, dünyanın ilk felsefe okulunun kurulduğu, yüzyıllar boyu bir çok medeniyete ev sahipliği yapıldığı bilinmektedir.“Organik Kültürler Diyarı”olarak hafızalara kazınan Ayvacık, sahip olduğu doğal güzellikleri, harika kumsallarıyla yüzyıllar boyu dikkatleri üzerine toplamıştır.

Sırtını Antik dönemlerin efsaneleriyle beslenen İda Dağı’na (Kazdağı) dayayan;  yüzünü birçok efsanenin doğuşuna kaynaklık eden Ege Denizi’ne çeviren yeşilin ve mavinin en güzel tonlarının yaşandığı bir kavşaktır. Babakale’den başlayıp Küçükkuyu’ya kadar olan 78 km’lik sahil şeridi Ayvacık ilçesine bağlıdır. Turizm, tarım ve hayvancılık yaparak geçimini sağlayan yerli halkın sıcaklığı ve misafirperverliği şirin ilçeye geldiğiniz ilk andan itibaren fark edilebilmektedir.

Tarih

Ayvacık, ilkçağlardan bu yana çeşitli kavimler tarafından yerleşim alanı olarak kullanılmıştır. Bölgede yaşayan ilk toplulukların Mysyalılar ile Luviler olduğu sanılmaktadır. Ardından Hititler, Lidyalılar ve Persler’in hakimiyetine girmiştir.M.Ö. 334’te Büyük İskender’in aldığı bu bölge, onun ölümüyle Bergama Krallığı’na bağlanmış, daha sonraları ise Roma ve Bizans idaresine girmiştir.
1330-1335 tarihleri arasında 15-20 haneli Kızılcatuğlu adlı küçük bir köy olduğu bilinen bu şirin ilçenin kesin olarak hangi tarihte kurulduğu bilinmemektedir. Ayvacık ilçesi merkez yerleşiminin tarihi, Malazgirt savaşından sonra Anadolu’ya yerleştirilen Türk boylarına dayanmaktadır.

Selçuklu Beyleri’nden Emir Çaka Bey bugünkü Ayvacıklıların ataları sayılan pek çok Oğuz, Türkmen boyunu (Ahmetli, Çetmi (Çepni), Nusratlı, Karakeçeli, Bektaş, Balabanlı, Kızılkeçeli…vb.) bölgeye yerleştirmiştir. Bu boylar, Haçlı Seferleri sırasında bölgeden geçen Haçlı ordularına karşı koymuşlardır. 1296’da Balıkesir’i başkent yaparak beyliğini kuran Çaka Bey, Bayramiç, Ezine ve Ayvacık civarını da topraklarına kattı. Osmanlılar, I. Murat zamanında Ayvacık bölgesini alarak yarım asır süren Karesi hakimiyetine son vermişlerdir. Karesi Bey’in kurduğu Kızılcatuzla kazası I. Murat devrinden itibaren bölgenin merkezi haline gelmiştir. Fakat ulaşım güçlüğü sebebiyle ilçe merkezi, 1876’da Ayvalıoba’ya (bugünkü Ayvacık) nakledilmiştir.

Kurtuluş Savaşı döneminde Yunanlılar, 28 Mayıs 1919’da deniz yoluyla gelerek Ayvacık’ın işgaline başladılar, 4 Temmuz 1920’de Ayvacık merkezini ele geçirdiler. Milis kuvvetleri oluşturarak direnişe geçen Ayvacıklılar, Hafız Ahmet Hamdi Efendi başkanlığında Ayvacık Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ni kurdular (Ahmet Hamdi Efendi ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Biga Sancağı’nı temsilen katılan üç milletvekilinden biridir.). Büyük Taarruz sonrasında, 18 Eylül 1922’de kaçan Yunan birliklerini takip eden Reşat Bey komutasındaki Milli Kuvvetlerimiz, 21 Eylül 1922’de Ayvacık’ın işgaline resmen son vermişlerdir.

Ayvacık en son 1923-1926 yılları arasında Yunanistan’la yapılan mübadele sonucunda, Yunanistan’da yaşayan Türkler yerleştirilmiştir. Göçmenler daha çok Midilli ve Girit adalarından gelmişlerdir.1876’da ilçe olan Ayvacık, 1926’da Ezine’ye bağlanmış, 1928’de Milli Mücadele’ye katkılarından dolayı, tekrar müstakil ilçe haline getirilmiştir.

Coğrafya

Asya’nın ve elbetteki, Anadolu’nun en uç noktası olan Bababurnu ilçe sınırları içindedir. Bababurnu’ndan Midilli Adası yalnızca 4 mildir.İlçenin 78 km’ lik uzun bir sahil şeridi vardır. İlçenin yüzölçümü 874 km² dir. Denizden yüksekliği 270 m olan volkanik bir plato üzerinde bulunan ilçe, arazi yapısı bakımından dağlık ve tepeliktir. İlçenin en büyük ovası 30 km² ile Tuzla Ovası’dır. Bunu Kösedere ve Babakale Ovaları izler.
Ayvacık ilçesinin Edremit Körfezi’ne bakan güney kıyısı Akdeniz ikliminin etkisini gösterirken, iç kısımlara gidildikçe Marmara ikliminin etkisi artmaktadır.

Nüfus

Ayvacık merkez, Gülpınar ve Küçükkuyu beldeleriyle birlikte toplam nüfusu, 2012 Yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt sonuçlarına göre 30.448’dir.

Ulaşım 

Ayvacık, Çanakkale’ye yaklaşık 65 km uzaklıktadır. İstanbul’dan gelenler , Çanakkale’ye ulaştıktan sonra Ezine istikametine doğru devam edip Ayvacık’a ulaşabilirler. İzmir’den gelecekler için ise en ideal yol  Ayvalık, Edremit, Altınoluk,  Küçükkuyu, düzergahını takip etmektir.Otobüs ile gelmek için yapacağınız tek şey, bulunduğunuz ilden Ayvacık’a giden otobüs işletmelerine ulaşmak olucaktır.

Gezilecek Yerler:

Assos:  Kuzey Ege’nin en etkileyici köşelerinden biridir. Civardaki koylar deniz sevdelıları için muhteşemdir. Ünlü filozof Aristo’nun burada evlenmesine neden olacak güzellikte saklı bir cennettir. Assos antik kenti, günümüzdeki yerleşim yeri Behramkale Köyü ile içiçe, M.Ö. 7’inci yüzyıldan bu yana, kesintisiz olarak yaklaşık iki bin altı yüz yıldır yaşamını sürdüren şirin bir yerleşimdir.  Bölgede çok sayıda antik yerleşim yeri de vardır.

Kazdağları: Doğal güzellikleri, tarihi değeri, manzara seyri, fauna ve flora zenginliği ve bol su kaynakları ile bölgedeki yeryüzü cennetlerinden biri. Homeros’un İlyada’sında “Bin Pınarlı İda” olarak adlandırılan Kaz Dağları’nın sınırları içinde 30 akarsu vardır. Adatepe Köyü, Ayazma ve Zeus Altarı muhakkak görülmelidir.

Şahinderesi Kanyonu: Altınoluk’u oksijen çadırına dönüştüren faktörlerin başında Şahinderesi Kanyonu geliyor. Bölgenin hava değişimini sağlayan kanyon, dağdan çektiği çam kokulu havayı ovaya dağıtırken, denizden aldığı iyot kokulu havayı da dağa yolluyor ve böylelikle bir çeşit baca görevi görüyor.

Apollo Smintheus Tapınağı: Gülpınar Beldesi’nin kuzey batısıyla, kuzey doğusu arasında kalan vadinin başlangıç eteklerindedir. Truva’daki Athena tapınağından sonra Troas bölgesinin en önemli ikinci kutsal alanı buradadır. Truva Savaşı’nı konu alan kabartmaları ve mimarisi çok özeldir.  Tanrıça Athena için yapılmış tapınak 31×14 metre boyutlarında alanı kaplamaktadır. Tapınağın etrafını çevreleyen bir sıra sütun görülmeye değerdir.

Babakale: Adını, sahip olduğu kaleden alan Asya’nın ucundaki fener Babakale;  ruha dinginlik veren doğası ve tarihi zenginlikleriyle, her geçen gün artan turist sayısıyla dikkat çekmektedir. Dünya’da yiyebileceğiniz en güzel balığı yer ve içkinizi yudumlarken seyredeceğiniz güneşin batışı ile ortaya çıkan muhteşem manzara, sizi alacak ve hayal gücünüzün genişliği ölçüsünde kim bilir hangi zaman ve diyara götürecektir.

Adatepe: Edremit Körfezi ve Küçükkuyu’ya hakim Adatepe,  Zeus Altarı’nın gölgesinde kurulan,  işgal yıllarında çok sayıda Rum ailenin de  gelip yerleşmesiyle Rum ve Türk kültürünün beraber yaşadığı ve kaynaştığı en eski köydür.

Afrodit Kaplıcası: Adını, mitolojideki güzellik tanrıçası Afrodit’ten alan;insanların, şifalı sularında derman aramaya geldikleri kaplıcanın ne zaman yapıldığı bilinmemektedir.Ancak; Cenevizliler tarafından onarıldığı sanılmaktadır.

Zeus Altarı: Sırtını, denizden aniden yükselen, zeytin ağaçlarıyla süslenmiş Gargaran tepesine dayar. Gargaran tepesi de, eski Yunan kültürüne göre tanrılarına kurbanlar sunmak üzere yapılmış bulunan Zeus Altarı’na (Sunak) ev sahipliği yapar.

Etiketler:

Yorum Yaz