GELİBOLU

GELİBOLU

İyi ve güzel şehir anlamına gelen Galli Polis adıyla anılan Gelibolu, Çanakkale’nin her yeri tarih kokan köşelerinden biridir. Coğrafi konumu nedeniyle önemli ve stratejik konuma sahip bu ilçe antik çağdan günümüze medeniyetlerin geçiş ve yerleşim yeri olmuştur.

Osmanlı Kaptan-ı Deryası, ünlü haritacı Piri Reis’in memleketi, Türklerin ilk büyük tersaneyi kurduğu yer ve masmavi denizi, temiz havası ve başta sardalya olmak üzere balığı ile ünlü  ilçemizdir. İlçe sınırları içinde yer almasa da Çanakkale savaşlarının yaşandığı yarımadayla aynı ismi taşımaktadır. Bölge, her yıl 18 Mart Deniz Zaferi Kutlamaları ve 25 Nisan Anzak Günü etkinlikleri dolayısla büyük kalabalıklara ev sahipliği etmektedir.

Gerek Marmara denizine olan kıyıları, gerekse de Ege bölgesine olan kıyılarından dolayı balık ve deniz ürünleri açısından zengin bir mutfağa sahip olan Gelibolu’da özellikle farklı balık yeme, saklama ve pişirme kültürü vardır. Özelllikle sardalya balığımızın konservesi ve mangalı tüm dünyaca tanınmaktadır.

Tarih

Gelibolu’nun tarihte ilk kez Hitit İmparatorluğu’nun M.Ö. 1200’de parçalanmasından sonra, Frigler ve onları izleyen Lidyalılar’ın Anadolu’ya geçişleri sırasında önem kazandığı görülmektedir. M.Ö 545’te Lidya kralı Kroisos, Persler ile yaptığı savaşta yenilince, Persler, Lidya krallığını ortadan kaldırdı. Böylece, Persler Çanakkale boğazı çevresinde üstünlük sağlamış oldular. Daha sonra Gelibolu Spartalı’ların, Makedonyalıların, Bergamalıların, Romalıların, Bizanslıların ve en son da Türklerin hakimiyetine girmiştir.

Gelibolu Yarımadası tarih boyunca birçok kavmin güzergahı olmuştur. Dolayısıyla stratejik noktalarında bazı istihkamlar kurulmuştur. Gelibolu şehri bugünkü yerinde Roma idaresi döneminde bir kale olarak ön plana çıkmaya başlamıştır. Şehir, Bizans idaresi altında ilk önce Gotlar’ın ardından da Hunlar’ın saldırısına uğramıştır. Kale zamanla önemli bir liman ve ticaret merkezi haline gelmiştir. Arap ordularının İstanbul’a yönelik seferlerinden bu bölge de etkilenmiştir. Haçlılar ise buradan geçerek Anadolu’ya ulaşmışlar ve Gelibolu 1204’te Latinlerin idaresi altına girmiştir.

Bizans’ın son dönemlerinde Ege ve Marmara kıyılarında faaliyet göstermeye başlayan Türkmen beylikleri Gelibolu yarımadasını da hedef almışlardır. Daha sonra Orhan Bey oğlu Süleyman Paşa idaresindeki Osmanlı kuvvetleri imparator Kantakuzenos’un müttefiki sıfatıyla yarımadaya gelmiş ve Süleyman Paşaya Çimbihisarı üs olarak verilmiştir. Burası Osmanlılar için bir dayanak noktası oluşturmuştur. Bağımsız hareket etmeye başlayan Süleyman Paşabir taraftan Trakya’ya, diğer taraftan Gelibolu yönüne akınlarda bulunmuştur. 1354’te fethi gerçekleşmiştir.Osmanlı hakimiyetinde Gelibolu, Trakya ve Balkanlar’a yönelik akınlarda önemli bir hareket üssü olmuş, Osmanlı orduları için bir geçit yeri ve deniz üssü olarak önem kazanmıştı. İstanbul’un fethine kadar önemli bir askeri deniz üssü olma özelliğini koruyan Gelibolu, Fatih döneminde esaslı şekilde tahkim edilmiş ve 1515’e İstanbul’da Haliç tersanesinin devreye girmesiyle giderek deniz üssü olma özelliğini yitirmeye başlamıştır.

Gelibolu fetihten sonra bir sancak ve sancak merkezi olduğu gibi Rumeli’nin ilk Paşa sancağı da olmuştur. Daha sonra bir denizcilik idare merkezi olarak şöhret kazanmıştır. Osmanlı donanmasının başındaki kaptan-ı derya burayı merkez edinmiştir. II. Murat döneminde Gelibolu’da yapılan 26 eserden 7’si günümüze ulaşabilmiş, Fatih dönemi yapıların da çoğu yok olmuştur.

1915 yılında Gelibolu, Gelibolu Yarımadası Çanakkale muharebelerinde bombalanmış ve yer yer tahribata uğramıştır. Bunun ardından şehir, 4 Ağustos 1920’de Yunanlılar tarafından işgal edildiyse de 3 Ekim 1922’de terk edilmiştir. Gelibolu, Cumhuriyet döneminin başlarında vilayet merkezi olmuş, (1923) bu durum 1926’ya kadar devam etmiş ve bu tarihte ilçe merkezine dönüştürülmüştür.

Coğrafya

Gelibolu Yarımadası, Çanakkale Boğazı ile Saroz Körfezi arasında, güneye doğru genişleyerek uzanır. Türkiye’nin kuzey batısında yer alan yarımada, aynı zamanda Avrupa kıtasının güney-doğusundaki son kara parçasıdır. Kuzeyde dar (5 km) Bolayır kıstağı ile Trakya’ya bağlanır. Gelibolu ilçesi, aynı isme sahip yarımadanın kuzey-doğu kıyısında, Çanakkale Boğazı’nın Marmara Denizi’ne açıldığı noktada yer alır.

Çanakkale Boğazı’nın Marmara Denizi’ne açıldığı noktada yer alan Gelibolu, eşsiz boğaz manzarası ve tarihi dokusuyla, 126 Km. kıyı uzunluğuyla, göz kamaştırıcı ve canlı tarihin eşsiz kalıntılarını taşımaktadır.

Trakya ve Ege iklim bölgeleri arasındadır, ilkbahar mevsiminin süresi kısadır. Yağışlar, sonbaharda etkili olurken, yaz ve sonbahar aylarında bölgede Akdeniz iklimi hüküm sürer.

Tekirdağ’dan uzanan Ganos Dağı’nın bir kolu Marmara kıyılarını izleyerek Mürefte üzerinden Çanakkale Boğazı boyunca Seddülbahir’e kadar uzanır. İlçede bitki örtüsü çam ve zeytin ağaçlarından oluşur. Korudağ’daki çam ormanları en önemli yeşillik alanı oluşturur.

Nüfus

Gelibolu merkez, Bolayır , Evreşe ve Kavakköy beldeleriyle birlikte toplam nüfusu, 2012 Yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt sonuçlarına göre 44.315’dir.

Ulaşım

Çanakkale il merkezine 33 km. uzaklıktaki Gelibolu’ya karayolu, havayolu ve deniz yolu ile ulaşım mümkündür. Şehir içinden ulaşım Çanakkale şehir merkezinden kalkan Eceabat feribotu ile ve devamında 31 km karayolunu takip ederek ya da Çanakkale İl merkezinden 33 km uzaklıktaki Lapseki ilçesinden kalkan feribotlar ile direkt sağlanmaktadır. Karayolu ile İstanbul üzerinden Tekirdağ-Keşan yolundan ulaşmak mümkündür.

Gezilecek yerler

Gelibolu Mevlevihanesi: Dünya’ nın en büyük Mevlevihane’ sidir. Bu bakımdan hem en geniş araziye, hem de en büyük ve haşmetli Semahaneye sahip olanıdır.Plan bakımından Galata Mevlevihane’ si ne benzemektedir. Zamanında bir mescid, zengin kütüphane, altmış odalı harem dairesi, geniş bir yemekhaneye, bir han ve okula sahip olan Mevlevihane külliyesi düz bir mevkide yaklaşık 33,000 m2 bir alana sahip olup ihata duvarı ile çevriliydi.

Gelibolu Kalesi (Tarihi Liman): Kale, hükümet konağının çevresindedir. Antik dönemde kurulduğu bilinen kaleyi Bizans İmparatoru I. Justinianus onartmıştır. Evliya Çelebi’nin anlattığına göre, kale dik ve kesik kayalara kurulu 6 köşeli bir kaleydi. 70 kulesi bulunuyordu. Kale içinde XVII. yüzyılın ortalarında 300 tek katlı ev, kethüda, topçu başı ve cebeci başının konakları, su sarnıçları, cami ve hünkar hazinesi vardı. Kaleden geriye sadece bir burcu kalmıştır. Liman ise iki bölümden oluşmakta olup, denizle olan bağlantısını dar bir geçiş ayırmaktadır. Yol olarak kullanılan köprü limanı ikiye ayırmaktadır. Köprünün altından geçen küçük tekneler genellikle iç taraftaki havuzda bağlanmaktadır.

Piri Reis Heykeli ve Müzesi: Dünyanın en eski haritacılarından coğrafyacı ve denizci bilgin amiral Piri Reis Geliboluludur ve ünlü dünya haritasını 1513 senesi Gelibolu şehrinde inşa ve tersim etmiştir. Gelibolu’da bugün biri Liman meydanında biride sahil bandında olmak üzere iki tane Piri Reis Heykeli bulunmaktadır. Ayrıca tarihi Gelibolu Kalesi’nin içerisinde Piri Reis adına bir müze oluşturulmuştur.

Namazgah: Gelibolu’da boğaz ve Marmara’ya karşı geniş bir alan olan Fener meydanında bir açık hava cami olan namazgah, 1407 yılında Hacı Paşaoğlu İskender Bey tarafından inşa edilmiştir. Sefere çıkan deniz tüfekçi erleri için yaptırılmıştır. Azaplar sefere çıkacakları zaman toplu halde burada namaz kılarlardı. Bu tür yapıların en görkemlisi, en güzeli olarak nitelendirilmektedir.

Hallac-ı Mansur Makamı: Hamzakoy yolu ile fenere ayrılan yolun kavşağındadır. Türbenin içinde iki adet mezar vardır. Kim oldukları kesin olarak bilinmemektedir. Türbe, 1971 yılında ve 2007 yılında onarılarak bugünkü duruma getirilmiştir Hallac-ı Mansur İslam dinindeki kendine özgü inanışları yüzünden Bağdat’ta öldürülmüştür. Türbesi Bağdat’tadır. Fakat değişik yerlerde Hallac-ı Mansur makamları bulunmaktadır. Gelibolu’daki türbe de yedi adet makamdan biridir.

Bayraklı Baba: Anıt Mezar şehrin fener meydanına girişinde Hamza Bey koyuna bakan yamaçta yer almaktadır. Anıt, küçük bir bahçenin içinde bulunan mermer bir mezardan ibarettir. Mezarın üzeri ve çevresi irili ve ufaklı bir yığın asılı bayrakla donatılmıştır. Bayraklı baba bir adak yeri olarak bilinmektedir. Ev sahibi olmak isteyenler, evlenmek isteyenler, okulunu bitirmek isteyen öğrenciler yada akla gelebilecek her türlü dilekler için ilk akla gelen Bayraklı Baba olmaktadır. Halk dileği için adak olarak bayrak asar. Bayraklı Baba Türkiye’nin en fazla ziyaret edilen yerler arasındadır.

Etiketler:

Yorum Yaz