Hero ile Leandros

Hero ile Leandros

Hero ile Lenadros; aşkları destan olup günümüze kadar anlatılarak gelmiş, her gün Çanakkale boğazını yüzerek geçiren bu aşk hikayesini sizlere anlatmaktan keyif duyuyoruz.

Hero ile Leandros

Çanakkale tarih boyunca adeta “Aşkın Kenti” olmuştur. Çanakkale’de çok sayıda aşk hikayesi doğmuştur. Paris ile Helen, Sarıkız, Hasan Boğuldu, Hero ile Leandrosbunların en çok bilinenleridir.

Tarihi tam olarak bilinmese de M.Ö. 5. yüzyıl civarı Sestos antik kentinin varlığı bilinmektedir. Kilitbahir Kalesi’nin yapımında da bu antik kentin kalıntılarından yararlanılmıştır. Çanakkale’de o dönemde var olan yerleşim yeri Abydos‘tur. Avrupa kıyısında yani karşı tarafta ise Sestos kenti bulunmaktadır. İşte bu hikayemizde karşı kentlerde yaşayan bu iki gencin aşkları konu olmaktadır.

Çanakkale çevresinde o dönemlerde oldukça fazla tapınak bulunmaktaydı. Onlardan bir tanesi de tanrıça Afrodit‘e adanmış olan Sestos tapınağıydı. Eski tapınaklarda geleneksel olarak rahibeler bulunmaktaydı. Bu rahibeler kentin en güzel kızlarından seçilirdi. Sestos’un en güzel kızı da Hero idi. Hero’ya tanrıça Afrodit’in kendi güzelliğinden bahşettiğine inanılırdı. Hero güzelliği kadar, alçak gönüllüğü ve yardım severliliği ile hem kent halkının hem de Afrodit’in çok sevdiği bir rahibe idi. Güzelliğinden dolayı onun aslında insan görünümüne bürünmüş Afroditolduğuna inananlar da vardı.

Tarih boyunca bahar ayları törenlerle karşılanmış ve günlerce şenlikler yapılmıştır. Şehir devletlerinin var olduğu dönemde özellikle eski adı Hellespont olan Çanakkale Boğazı çevresinde yer alan kentler baharın gelişini yarışmalar ve şenliklerle karşılardı. Gelenek olduğu üzere Sestos kentinde de o yıl yine şenlikler düzenlenmişti.

Şenliklerin olduğu dönemde o kentin tanrısı yada tanrıçası kim ise onun tapınağına gidilir, dualar edilir ve adaklar adanırdı. Hero‘nun rahibesi olduğu Sestos Afrodit tapınağının o yılki ziyaretçilerinden birisi de savaşçılığı ve yakışıklılığı ile göz kamaştıran genç Leandros idi. Leandros ilk defa yaşadığı Abydos’tan karşıya geçerek bu şenliklere katıldı.

Leandros tapınakta ağır ağır ilerledi. Abydos’tan getirdiği hediyeleri sunmak üzere mihraba doğru yaklaştı. O sırada ayin henüz başlamıştı. Hediyeleri sunağa bırakıp yavaş adımlarla geriye çekildi. Ayine eşlik etmeye ve dua etmeye devam ederken bir anda güzel rahibeyi gördü. Bir an onun tanrıça Afrodit olduğunu sansa da, Hero‘nun güzeller güzeli genç bir kız olduğunu anladı. Gözlerini bir daha ondan ayıramadı. Daha önce hiç böyle olmamıştı. O güne kadar kalbi o kadar yavaş atmıştı ki adeta Leandros o ana kadar varlığından haberdar değildi. Genç Leandros daha ilk görüşte Hero’ya aşık olmuştu.

Ayin son bulmuş gelenler yavaş yavaş dağılmaktaydı. Leandros bir kenara çekildi ve insanların gitmelerini bekledi. Mabed boşaldı ve Hero tek başına kaldı. Titreyen dizleri ve heyecanla atan kalbinin cesaretiyle Hero’ya yaklaşmaya başladı. Usulca ona doğru yaklaştı. Hero dua etmeye devam ediyordu. Bir anda Leandros’u görünce korktu ve geri çekildi. Ama Leandros kaçmak isteyen Hero’yu kolundan usulca yakaladı.

Hero gitmek istedi. Leandros ise kendisinden korkmamasını söyledi ve dizlerinin üstüne çöktü. Güzel rahibeye süslü sözlerle olmasa da aşk dolu gözlerle hitap ederek kendisine ilk görüşte aşık olduğunu anlattı. Ancak iki genç çaresizdi. Çünkü Hero bir rahibeydi. Rahibelere aşk yasaklanmıştı. Birliktelikleri mümkün değildi.

Hero’nun her defasında reddetmesine aldırmadı genç Leandros. Her gün mabede geldi. Her gün Hero’ya duyduğu aşkı tekrar tekrar dile getirdi. İçerisinde solmaz, bitip tükenmez bir ümit ile günlerce devam etti. Her defasında Hero ona rahibe olduğunu söyledi ve karşılık veremeyeceğini anlatmaya çalıştı. Leandros onun gözlerinde de aşkı görmüştü. Aşkları öylesine kök salmaya başlamıştı ki, aralarındaki tüm engellere rağmen yeşermeye devam ediyordu.

Hero bir rahibeydi ve bekçileri tarafından tüm diğer rahibeler gibi korunuyordu. Hero’ya göz kulak olması için uzak diyarlardan gelen yaşlı bir köle görevlendirilmişti. Bu yaşlı köle Hero’ya bir şey olmasın diye gözlerini onun üzerinden ayırmıyordu. Leandros bir süre sonra kenti Abydos’a dönmek zorunda kaldı. Ama hala aklı denizin diğer tarafında Hero da idi. Onun için ne Afrodit ne de aradaki deniz engel oluyordu.

Abydos sahiline gece çökmüştü. Leandros hüzün içerisinde sahilde dolanıyor bir yandan da sürekli karşı kıyılara bakıyordu. Hava karardı, deniz karardı, içinden bir ses yükseldi Leandros‘un “Ne duruyorsun?” Leandros bir anda kendini sulara atarak kulaç atmaya başladı. Bir süre sonra da karanlık sularda gözden uzaklaştı.

Rüzgar şiddetini arttırıp fırtınaya dönmüş, göğü kara bulutlar kaplamıştı. İyi kalpli rahibe Hero dualar etmeye başladı. Aklı kentinden avlanmaya gidip henüz dönmemiş balıkçılarda idi. Kim bilir kaç tanesi rüzgar ve karanlık hava yüzünden evini bulamayacaktı. Yıldızlarda bulutların ardına gizlenmişti. Evlerini nasıl bulacaklardı.

Yaşlı kadına dönüp balıkçılara yol göstermek ve Afrodit’i memnun etmek için büyükçe bir meşale yakmasını söyledi kulenin en ucuna. Rüzgar esti alev büyüdü. Sahil meşale ateşinin ışığıyla aydınlandı. Hero sahili izledi. Bir yandan da dualar etmeye devam etti. Bir an karanlık sularda bir şey gördü. Orada biri vardı. Kalbi heyecanla atmaya başladı. Dalgaları yarıp geçen genç bir adamdı. Sahile doğru yaklaştı. Işık yüzünü aydınlattı. Hero onun Leandrosolduğu fark etti ve koşarak sahile indi. Yaşlı köle de onu görmüştü. Leandros’un gürültüyle atan kalbi yorgunluktan değil mutluluktandı. Büyük bir özlemle sarıldı Hero‘ya. Yaşlı köle onları gördü ama o da engel olmadı aşklarına.

 

Daha fazla engel olamadı Hero içinde büyüyen aşk çiçeğine. Kokusu tüm benliğini sardı. Günlerce, haftalarca, aylarca kulaç attı Leandros. Her gece Hellespot’u yüzerek geçti ve sevdiğine gitti. Hero da her gün bir meşale yakıp ona yol gösterdi.

Nasıl geçtiğini anlamadan sıcak, bol güneşli ama rüzgarsız yaz günleri geride kaldı. Kara kış kapıya dayandı. Zaten kuvvetli olan akıntıya şiddetli rüzgar ve yağış eşlik etmeye başladı. Hero her gün umutla birlikte korkuyla beklemeye başladı Leandros‘u. Çok da uzun sürmeden tekrar güneş yükselip, ağaçlar yeşerene kadar görüşmemelerini istedi. Leandros da kabul etmeye mecbur kaldı. Ona söz vererek Abydos’a döndü.

Aradan henüz bir kaç gün geçmişti ki Hero‘nun mektubunu aldı Leandros. Aşkta her şeye dayanılır da hasrete dayanılır mıydı. Gençti, güçlüydü, cesurdu Leandros. En çok da kalbi Hero’nun aşkı ile doluydu. Daha fazla dayanamadı ve boğazın karanlık sularına saldı kendini. Kulaç atmaya başladı.

Gel gelelim hava çok sertti. Rüzgarın şiddetine ince bir yağmur da eşlik etmeye başladı. Bir süre sonra da meşale ışığı zayıfladı ve söndü. Bir türlü alevler tekrar yükselmiyordu. Kıyı karanlığa bürünmüştü. Lenadros için kulaç atmak için zorlaştıkça Hero içinde bekleyiş zorlaşmaya başladı. Korku içinde sahilde dolanmaya başladı Hero. Pek fazla ilerlemedi ki hemen yanındaki kayaların arasında boyluca uzanmış Leandros’u gördü. Tedirgin adımlarla ona koştu. Ama artık çok geçti. Leandros fırtınaya yenik düşmüştü. Cansız bedenini kucakladı Hero. Sım sıkı sarıldı. Hıçkıra hıçkıra ağladı. Onsuz yaşamak olmazdı. Canına kıydı Hero oracıkta.

Gün ışıdığında Hero ve Leandros‘u buldu yöre halkı. Yaşlı köle anlattı onlara tüm olup biteni. İkisini bir mezara koydular. Günlerce yas tuttular. Onların anısına kucak kucak çiçekler bıraktılar boğazın serin sularına. En önemlisi de Hero ile Leandros‘un aşkını nesillerden nesillere anlattılar.

Ve böylece Çanakkale’de bir aşk hikayesi daha son buldu…

Etiketler:

Yorum Yaz